I’m Capuling – Gezi Parkı Olayları

diren-gezi-parki 480 saat, 5 canı aramızdan alan 480 saat, bir halkın uyanışına sahne olan 480 saat.

Ne mi oldu o 480 saat içerisinde?

Çocuklarımız, toma, talcid, portakal gazı kavramlarını öğrendi. Ayyaş, çapulcu, marjinal hepimizin ortak sıfatı oldu. 5 anne evlatlarını gömdü. Yüzlerce insan bir daha ışığı göremiycek hale geldi, gözlerini kaybetti. Adalet sarayımız en büyük adaletsizliğe sahne oldu, avukatlarımız yerlerde sürüklendi adalet kadının terazisi birdaha asla dengede durmadı. Doktorlarımıza kelepçe takıldı beyaz önlükleri kana bulandı. Tencere tava yemek yapmak için değil ayağa kalkmak için kullanıldı. Bu 480 saat boyunca medya mı ne yaptı? Penguen belgeseli yayınladı, evlilik programları reytingleri salladı. Halkın Tv’si gerçekleri gösterdi RTÜK’le karşı karşıya geldi. 480 saat boyunca %50 evlerinde zor tutuldu. %50’nin vicdanlar gömüldü, kulaklar sağırlaştı, gözler kör oldu. Bir adam Taksim’in ortasında durdu. Türkiye durdu. Adam durdu suçlu oldu. Savunmasız bir adamı öldüren polis suçsuzdu ama duran adam suçluydu. Biz bu 480 saat boyunca annelerimizi gördük, bu gençlikten bir şey olmaz diyenlerin nasıl susturulduğunu gördük. Direndik, savaştık, durduk, öldük, doğduk, pes etmedik. 480 saat oldu. Ethem Abi’nin toprağına döktüğümüz sular kurumadı. Kırmızılı Kadın direnişimizin simgesi oldu.

Tüm bu olanlara sessiz mi kalayım? Hükümet bizi her dakika sindirmek isterken diz mi çökeyim? Varlığımı sadece basit isteklerine esir ederken eyvallah mı diyeyim? Sordun mu bana ne istediğimi, ne düşündüğü mü? Varlığım umrunda mı? Bunlar benim seçimim değil. Ben istemedim. Ne fert olarak seni, ne de esiri olduğun sistemi tanımıyorum. Senin tanrından, senin hükümetinden, senin ideallerinden, bana dayattığın sözde mutluluklardan kusar oldum!

Hayatım da bir tek büyük adam tanıdım. O BABA’mdı. Ve şimdi milyonlarca adam, kadın, anne, baba, kardeş, abla, abi daha tanıdım. Babam söylemişti; “Birgün, biri baş kaldırmak zorunda kalıcak. Birgün, biri yeter demek zorunda kalıcak. İşte o gün bugündür!”

Son söz olarak şunları söylemek istiyorum; O başbakan’ın ve %50 oy veren insanların hiç mi içi sızlamadı? Bunca insan ölürken gözünden bir damla bile mi yaş gelmedi? Onca ANA, BABA feryat figan içinde çocuklarını anarken onlar rahatça çocuklarına sarılabildi mi? Bu kadar mı kör oldular? Bu kadar mı vicdansız? Bütün bu yaşananlara rağmen eğer ufacıkta olsa vicdanınız sızlamadı, rahatça yatağınıza girip yattıysanız, dışarı çıkıp rahatça sokaklarda gezebildiyseniz; Cümlenin başında kullandığım İNSAN kelimesi için özür dilerim.

Yazar / Anıl More Kahraman