Kişisel » Bir AŞK düşünün, sizi hayata bağlayan..

besiktas-resimleri

Bugün herşeyi bir kenara bırakıp, 20 senedir içimde buram buram tüten BEŞİKTAŞ aşkından bahsedeceğim. Her çocuk gibi benimde bir çocukluk aşk’ım vardı. Sizinkilere nazaran, benim aşkım biraz farklıydı. Herkesin o yaşlarda bir kız veya erkek arkadaşı olurdu illa ki. Benim aşk’ımda, 3 yaşında dedemin beni Beşiktaş maçına götürmesiyle başlamıştı. Hiç aklımdan çıkmıyor, unutamıyorum o anı, o atmosferi.

“Tarih 18 temmuz, 1997 / Beşiktaş – Galatasaray / 0-6”

Henüz 3 yaşındaydım. Herşeyden habersiz sadece etrafa bakmakla yetiniyordum. Sağır edici bir ses vardı kulaklarımda. Sanki biri beynimin içinde Beşiktaş diye bağırıyordu. Herkes o kadar sevdalı, içten bağırıyordu ki o an orada ki insanların deli olduğuna inanmaya başlamıştım. 18. dakikada yediğimiz gol sonrası, herkeste bir sessizlik oluşmuştu. Fakat bu sessizlik fazla uzun sürmedi. Gol’den 2 dakika sonra, herkesin bildiği KARTAL GOL, GOL, GOL! tezahüratı başladı 30 bin kişinin ağızlarından. O an, dedemin de isteği üzerine avazım çıktığı kadar tezahürata eşlik ettim. Hiç birşey umrumda değildi sanki. Sesimin kısılması, gırtlağımın zedelenmesi, hiç birşey.. O andan sonra, Galatasaray oyuncularından ard arda goller gelmeye başladı. Herkes perişan bir haldeydi. Tabi ki, bende öyle. Ne olduğundan habersiz bir şekilde sırf dedem üzülüyor diye, bende üzülüyordum. Maç bitti. Herkes staddan ayrılırken suskun bir haldeydi. Tam o sırada, bir Beşiktaş‘lı taraftar tek başına bağırmaya başladı. Herkes dönüp pür dikkat onu izliyordu. O anda ne olduysa, herkes o taraftara eşlik etmeye başladı. Tabi çocukluğun verdiği cesaretle bende bağırmaya başladım.

O günden sonra anladım ki Beşiktaş‘lı olmak, yensekte, yenilsekte, hiç birşeye aldırmadan armaya sevdalı olmaktı. Beşiktaş‘lılık dert, hüzün, acı, keder demekti. Ama bunlara rağmen, yinede Beşiktaş‘ı sevebilmekti Beşiktaş‘lılık. Göz yaşlarım dinmese de, Beşiktaş’ta beni çeken birşey vardı. Canımın yanmasına rağmen, tarifi imkansız birşeydi bu. Sanırım aşık olmuştum.. 

Birgün, belki Beşiktaş armasıyla sahalara çıkabilirim umuduyla 9 yaşımda futbola başladım. 2 sene içinde o hırs ve azimle gayet iyi bir yere gelmiştim. Ayak bileklerim, hızım ve vücudum gayet iyi durumdaydı. 14 yaşımda başka bir kulübün hocasının beni istemesi üzerine 1 ay içinde transferim gerçekleşecekti. Lig’in bitmesine son 2 maç kala, kendini bilmez bir dengesiz futbolcu tarafından faule maruz kaldım. O kadar hızlı gidiyordum ki, dokunsanız takla atabilirdim. Fakat bahsettiğim o dengesiz arkadaş bırakın dokunmayı, ayağımı kırarcasına hamle yaptı ve dokunduğu anda takla atıverdim. Kulübün tadilatta olduğundan demirlikler yerde duruyordu ve o şiddetle sol bacağım demirlere girdi. Alel acele hastaneye yetiştirdiler. 1 santim daha alt tarafa gelseymiş, ömür boyu sol bacağımı kullanamayacakmışım. Ben “Ohh, birşey yokmuş nihayet!” demeye kalmadan doktorun bir daha futbol oynayamayacağımı söylemesi üzerine yıkılmış durumdaydım.

Bu durum bende felç etkisi yaratmıştı sanki. Herşeyden kesilmiştim. Dışarı çıkmıyordum. Yemek yemiyordum. O yaşta bir çocuk bilgisayar oyunlarına bir o kadar düşkündür fakat ben bilgisayarın yüzüne bile bakmıyordum. Anlayacağınız hayat benim için tam bir zulme dönüşmüştü. Tam bir ay böyle devam etti. Sonunda kendime “İlla o sahada olmama gerek yok. Ruhum Beşiktaş ile olduktan sonra.” diye tembihledim ve tekrar hayata döndüm. 

Çok fazla arkadaşımın olmaması nedeniyle de, Beşiktaş‘a daha çok bağlanır oldum. Her günüm, Beşiktaş ile geçiyordu. Hergün daha da aşık oluyorum renklerine, armasına, ruhuna.. Kız arkadaşlarım, dostlarım hiç birini onun kadar sevemiyordum. Kalbimde hep onun yeri ayrıydı. Yaşım 16 olmuştu. Lise sıralarımda, okul duvarlarında, defterlerimin her sayfasında Beşiktaş yazıyordu. Kız arkadaş edinme gereği bile duymuyordum. Her maçına gidiyordum. Her maçta avazım çıktığı kadar bağırıyordum. Ve, inanılmaz bir mutluluk vardı içimde.

20 yaşına geldim ve hala bu durum değişmedi. Odamın duvarları, yatağım, kalbim, ruhum hala deli gibi Beşiktaş sevdası ile atıyor. Ben varoldukça da, atmaya devam edecek. 

Dedim ya, “Bir AŞK düşünün, sizi hayata bağlayan..

Bir önceki yazımız olan WordPress » Yazar Eklentisi başlıklı makalemizde wordpress yazar eklentisi, wordpress yazar kutusu ve wp yazar eklentisi hakkında bilgiler verilmektedir.